OLTU TAŞI İŞLEME
Oltu Taş İşlemeciliğinin Tarihi
Oltu taşının tarihi, kazılardan da anlaşıldığı üzere Bronz çağına dek uzanmaktadır.
Zengin Romalıların mücevherlerini ve değerli süs eşyalarını süsleyen Oltu taşından Orta
çağda tespihler, kutsal emanet sandıkları ve heykeller yapılmıştır. Yazılı kaynaklara göre
17.yy’ da Oltu taşının tozu hekimler tarafından ilaç olarak kullanılmıştır.
Oltu taşının en ihtişamlı günleri, İngiltere kraliçesi Victoria döneminde (1837–1901)
yaşanmıştır. Kocası prens Albert’in yasını tutan kraliçe, hayatının sonuna dek siyah renkteki
Oltu taşından mücevherler takması bir moda akımını başlatmıştır. O dönemde ekonomik
gücü yeten kişiler Oltu taşından yapılma yüzük, broş ve kolyeler takmaya başlamıştır.
Yurdumuzda Oltu taşı işlemeciliği tarihi hakkında kesin bir yazılı doküman
bulunmamasına rağmen Erzurum’un Oltu ilçesinde bu güzel el sanatımızı yaşatan Oltu taşı
işleme ustaları, Oltu taşı işlemeciliğinin XVIII. yy. sonlarında başladığını ve geçmişinin
200–250 yıl öncesine dayandığını söylemektedirler.
Oltu taşı işlemeciliği hakkında yörede yanlış bilgiler de dolaşmaktadır. Bazılarına göre
bu sanat, Erzurum’un Ruslar tarafından işgal edildiği zaman Ruslardan yayılmıştır. Fakat bu
fikir tamamen yanlıştır. Oltu taşı ustalarından Ahmet Cengiz, bu sanatı dedelerinin Rus
işgalinden önce icra ettiklerini söylemektedir.
Ata yadigârı ananevi bir sanat olan babadan oğula geçen bu güzel sanat, asıl önemini
Cumhuriyet döneminde kazanmıştır. Yörede tek kişilik babadan kalma ev atölyelerinde, Oltu
taşı işleme tekniği değişikliğe uğratılmadan yapılmakta ve ürünler üretilmekteydi. 1918
yılından sonra Erzurum ve civarında 40 kadar esnafın Oltu taşı işlemeciliği ile geçimlerini
sağladıkları tespit edilmiştir.
Yeraltında 3–5 cm kadar ince damarlar hâlinde bulunan ve oldukça zor şartlar altında
çıkarılan Oltu taşının Maden Tetkik Arama Enstitüsünün 1955 yılında yaptığı araştırma
sonucunda ardıç kömüründen meydana geldiğini ispatlamıştır.
1989 yılında Oltu’da Oltu taşı işlemeciğini yaşatmak ve tanıtmak için bir dernek
(OTD) kurulmuştur. Siyah kehribar olarak da bilinen Oltu taşının dünyaya açılması için
çalışan bu dernek, Oltu’da dağınık olan Oltu taşı işleme ustalarını Rüstem Paşa Hanı’nda bir
araya getirmiştir.
Oltu taşı ustaları için restore edilen ve iş merkezi olan “TAŞHAN” olarak da
adlandırılan bu bedesten, Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı Rüstem Paşa tarafından
yaptırılmıştır. Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan iki katlı binada, yılların Oltu taşı
işleme ustaları ve aralarında bayanların da bulunduğu genç sanatkârlar bir arada çalışarak
Oltu taşından takı, altın gümüş işlemeli hediyelik üretiminde ve satışında bulunmaktadırlar.
3213 sayılı Maden Kanunun’da kıymetli taşlar arasında 5. grup madenler arasında
bulunan artık dünyada sadece Erzurum’un Oltu ilçesinde çıkarılan hediyelik eşya ve takı
yapımında kullanılan Oltu taşına, Türk Patent Enstitüsünden patent de alınmıştır.
Dünya kıymetli taşlar kitabında yer almasına rağmen tanıtım eksikliği çeken Oltu taşı,
Erzurum’un patentli ilk ürünüdür.

.jpg)
